📍4 Ocak 2026
Onun kalbi evrenin en büyük çukuruydu.Işığın bile içine düşüp kaybolduğu, ne kadar sevgi atsan dolmayan, ne kadar bağırırsan yankı vermeyen bir boşluktu. Ben uzun süre bunu fark etmedim. Herkeste biraz eksiklik olur sandım. Her...
📍4 Ocak 2026
Onun kalbi evrenin en büyük çukuruydu.Işığın bile içine düşüp kaybolduğu, ne kadar sevgi atsan dolmayan, ne kadar bağırırsan yankı vermeyen bir boşluktu. Ben uzun süre bunu fark etmedim. Herkeste biraz eksiklik olur sandım. Her suskunluğu yorgunluğa, her uzaklığı hayata yordum. O çukurun kenarında durup içine düşmemek için dengemi koruduğumu sanıyordum.
Ama zaman geçtikçe anladım ki bazı insanlar boşluklarını başkalarıyla doldurmaz, başkalarını boşluklarına düşürür. Ben de yavaş yavaş o çukura yaklaştım. Verdikçe azaldım, sustukça eksildim. Onun kalbindeki boşluğu onarmaya çalışırken, kendi evrenimin düzeni bozuldu. Yıldızlarım söndü, yönümü kaybettim.Sonra bir gün durdum. İlk defa kendime baktım. Ve fark ettim ki artık benim de kalbim evrenimin en büyük çukuruydu. Eskiden beni ben yapan şeyler yoktu. Sevincim, hevesim, güvenim… Hepsi bir yerlere düşmüş, geri dönmemişti. Başkasının yarasını sararken, kendi kanamamı görmezden gelmiştim.İnsan bazen en büyük hatayı sevgiden yapar. “Biraz daha dayanırsam düzelir” der. Ama bazı çukurlar doldurulmaz, sadece daha çok derinleşir. Ve insan kendini kurtarmayı öğrenmezse, kendi evreninde kaybolur.Şimdi biliyorum.Birinin kalbi evrenin en büyük çukuruysa, orayı ev sanmamak gerekiyor. Çünkü insan, başkasının karanlığında kaybolmak için değil, kendi ışığını korumak için yaşamalı
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!